Gürsel Göncü ve Yaşarken Yazılan Tarih

Görüşülen Kişi: Gürsel Göncü

Görüşen Kişiler: Deniz Acar ve Ali Yiğit Kaya

Editör: Derya Selin Yener

Deniz Acar / Ali Yiğit Kaya (DA/AYK) İlk olarak biraz kendinizden bahseder misiniz? 

Gürsel Göncü (GG): Salacak’ta doğdum, ilkokulu İlhami Ahmed Örnekal’da okudum. 1972’te Saint-Joseph’e girdim. 1980’de mezun oldum ve sonra Uluslarası İlişkiler okudum. Bu sırada geceleri Duty Free’de tezgahtarlık yaptım. Biraz acılı bir dönemden sonra (malum 12 Eylül 1980), Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başladım. Tercümanlık, sayfa sekreterliği, editörlük derken yazı işlerinde 1990’a kadar çalıştım. Cumhuriyet gazetesinden sonra gazetecilikten devam ettim. Aktüel dergisinde editörlük sonra Yeni Yüzyıl gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yaptım. Bu yoğun yazarlık dönemimden sonra fiili gazeteciliğe bir süre ara verdim; Çanakkale’ye, Seddülbahir köyüne yerleştim. Yedi seneye yakın orada kaldım ve Çanakkale Muharebelerini sahada etüt ettim. Rahmetli Şahin Aldoğan ile birlikte yazdığımız 2 kitap vardır: Siperin Ardı Vatan ve Çanakkale Muharebe Alanları Gezi Rehberi. Bu dönemde Atlas dergisi için savaş coğrafyası yazıları yazdım ve tekrar mesleğe döndüm. Vatan gazetesinden sonra 2009’dan itibaren beri önce ntv tarih sonra yeni ismiyle #tarih dergilerinde yayın yönetmenliği yaptım. Devam ediyoruz hala. 

DA/AYK: Siz de bizim okulumuzdan mezunsunuz. Okulun size kattıklarını anlatır mısınız?

GG: Okulun bana kattığı en önemli şey metot bilgisidir. İnsan Saint-Joseph’te bir işi hangi sırayla ve ne kalıcılıkta yapıp yapamayacağını öğrenir. Saint-Joseph bunu test eder-öğretir ve öğrencilerine sadece Türkiye’de değil uluslarası koordinatlarda nasıl işi yapacaklarına dair data’ları sunar; Saint-Joseph’in başarısı bu kültürel kodları, bu normları, bu becerileri öğrencilere geçirmesidir. Evet, bunu yaparken size de biraz “geçirebilir” (gülüyor) ve sizi zaman zaman baskılayabilir ama bunun kıymetini Kapıkule’den çıktığınızda anlarsınız.

DA/AYK: Çanakkale muharebelerinde Enver Paşa’nın ve Mustafa Kemal’in rolü hakkında ne düşünüyorsunuz? Bazı kesimler Mustafa Kemal’in rolünün abartıldığını iddia ediyor. 

GG: Bildiğiniz gibi Enver Paşa iktidarın başında. Önemli adam; şüphesiz kayda değer bir insan, yok sayılamaz ancak Çanakkale cephesinde önce 19. Tümen Komutanı, sonra Anafartalar Grup Komutanı olan Mustafa Kemal’in başardıkları ve önemi tartışılmaz. Çanakkale azımsanabilecek bir zafer değil çünkü dünyanın o dönemdeki en büyük siyasi/askeri güçlerine karşı gerçekleştirildi. Tabii, diğer pek çok alanda olduğu gibi Çanakkale muharebeleri de hep siyasi bakış açılarına malzeme edilmiş ülkemizde. Bir dönem sanki Çanakkale’de Mustafa Kemal’den başkası savaşmamış gibi yazılan, her şeyi Mustafa Kemal başarmış gibi anlatılan hadiseler; bugün geldiğimiz noktada “Mustafa Kemal Çanakkale’ye uğradı mı acaba?” ya da “Mustafa Kemal Çanakkale’de mi savaştı?” gibi şizoid noktalara gelmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Çanakkale’nin yerli-yabancı tartışmasız en önemli figürüdür. Hakikaten benzersiz işler yapmıştır. Bu işler de Mustafa Kemal’i sevelim ya da sevmeyelim, onun ötesindedir ve uluslararası literatüre girmiştir. Bir insan evladının birkaç sefer, hem çıkarmalar sırasında hem sonrasında doğru yerde doğru karar verebilmesi tarihte müstesnadır. Bu durum da onun sadece dehasıyla, IQ’suyla açıklanamaz; onun bilgisiyle açıklanabilir. Peki Mustafa Kemal’i müstesna yapan daha sonra da İstiklal Harbi sürecinde ortaya koyduğu performansın ana kaynağı nedir? Çok basit: Çalışkan olmasıdır. Daha çıkarmalar başlamadan önce Osmanlı kurmayları karargahta kahve içip yetersiz haritalar üzerinde ahkam keserken Mustafa Kemal ne yapıyor? Yanına iki asker alıp araziyi etüt ediyor. Bu patika nereye bağlanır, o yol nereye çıkar, kim nereden gelirse neyle karşılaşır, rüzgar nasıl, vb… Adam dersini çalışmış. Coğrafyayı bilmeden hiçbir başarı kazanılamaz. Coğrafya esastır.

DA/AYK: Gezi Parkı hadiseleri hakkında hazırlamış olduğunuz bir özel sayı var. Bu konuda düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz ? 

GG: Gezi hadiselerinin özelliği, bizim coğrafyada nadir görülen spontaneist bir karakter taşımasıydı başlangıçta. Ne zaman ki bu mesele gerçekten politik bir mesele haline geldi ve çeşitli örgütler bunu ideolojik bir kalkışma zeminine çekmeye başladı, işin başlangıç koordinatlarından uzaklaşıldı. Hükümet de daha sonrasında bundan faydalandı. Kısacası, bu hadise bu kadar basittir. Biz de o dönem ntv tarih dergisi olarak bu yaşananlardan yola çıkarak benzer hareketlerin tarihini konu alan bir özel sayı hazırladık ama o dönemki yayıncı bunu basmaktan çekindi ve o sayı yayımlanmadı. Biz de tüm ekip olarak istifa ettik ve #tarih dergisi olarak yola devam ettik. Burada önemli olan yaşanan hadiselerin önemi-etkisi mirasıdır. Gezi hadiseleri gibi değil de mesela “31 Mart hadiseleri” gibi reaksiyoner (gerici) bir kalkışma olsaydı da biz bunu kapak konusu yapardık. Gazetecilik bunu gerektirir.

SJ Tarih ekibi olarak Gürsel Göncü’ye teşekkür ediyoruz.

Biz SJ Tarih Ekibiyiz.

Saint-Joseph Lisesi’nin resmî tarih dergisi olarak geçmişi koruyarak günümüzle ilişkilendiriyor ve geleceğe aktarıyoruz. Web sitemizde dergimizin en güncel sayılarından özel röportajlara, tarih konferanslarından öğrenci projelerine kadar birçok içeriğe ulaşabilirsiniz.

Bizi takip edin!